emre aydın ve model'in yıllar geçse de unutulmayan düeti. "saçların dağınık, yüzünde yastık izi, bir pazar kahvaltısı gibi" sözlerini ne zaman hatırlasam aklımda sucuklu yumurtaların canlandığı bir gerçektir. bir romantizm bu kadar mı yozlaştırılır sorusunun canlı örneklerinden biri olan bana göre, kahvaltı günün en önemli öğünüdür. özellikle gün içinde sinir katsayılarınızı yükselten insanlarla muhatap olmanız gerekecekse enerji depolamak için buna daha fazla ihtiyacınız olacaktır. pazar kahvaltısını yalnız yapıyorsanız o masada bir şeyler eksik demektir. tam kapanma sürecinde cumartesi ve pazar kahvaltılarının da pek bir albenisi kalmayacak gibidir. ama pazar kahvaltısı dediğin de adam gibi yenmelidir. günlerden pazar, kahvaltıda şekersiz çay, kepek ekmeği, yulaf ezmesi, kibrit kutusu büyüklüğünde peynir falan varsa 'ne anladım ben bu kahvaltıdan?' diye sormamak elde değildir.