Ankara'nın en ünlü semtlerinden. Keçiören ilçesine bağlıdır. Meşhur şairlerden Abdürrahim Karakoç'un mezarı da oradadır. Semtteki okulların sayısı çok azdır.
asla yenmemesi gereken şeylerden biri. yoksa hazımsızlık yapma riski çok yüksektir. 'etin kilosu olmuş şu kadar, ucuz et bulmuşuz niye yemeyelim' şeklinde kötü bir espri yapılmasına yol açabilecek bu tabir, piyasa değerinin altında satılan şeylerde mutlaka bir defo, bir bug olduğunu anlatır. bir ürün veya hizmet normal fiyatından çok çok düşük bir meblağ ile alıcılara arz ediliyorsa o işin içinde kesin bir bit yeniği var demektir. gerçi 'ucuz etin yahnisi' önermesinin doğruluğu her zaman için geçerli değildir. ucuzluğuna rağmen kaliteli olan ürünler bu tezi çürütmektedir. örneğin bana göre 'bim'de satılan sakızlı pasta, 70-100 TL'lik pastalardan çok daha güzeldir. :) gönül ister ki ürünlerin kendileri yavan, fiyatları da tuzlu olmasın fakat ne yazık ki genelde birinden biri eksik olmaktadır. merdiven altı ürünlerden kaçınmak gerekir evet ama kıytırık şeylere de çil çil para baymak enâyiliktir.
Şehidin cenaze töreninde safın önüne geçerek büyük bir skandala imza atmış olan iyi parti milletvekili. Hiç de 'iyi' bir şey yapmamış olan bu kadın, "amacım gündem olmak" diye resmen bas bas bağırmış ve bu amacına da ulaşmıştır. Bu görüntü karşısında yapılacak tek şey ise 'yazık' demek olacaktır.




Genelde çocukların elde edebildiği başarı. Herkesin kolay kolay yapamadığı bu eylem aslında hayatı yaşanabilir kılan en önemli şeylerden biridir. Tabii sabahtan akşama kadar İnstagram'dan çıkmazsanız, story'lerle kafayı yerseniz, küçük şeylerle mutlu olmanız pek de mümkün değildir. 'Falancanın bu 19. sevgilisi oluyor, ben daha bi siftah bile yapamadım.' diyenler, 3 kuruş fazla ödememek için Gratis, Watsons ve LC Waikiki indirimlerini gözü yaşlı (!) bekleyenler, her gün dolardan girip enflasyondan çıkanlar küçük şeylerle mutlu olmaktan uzaktır. ama küçük şeylerle mutlu olmayı bilmeyen insan büyük mutlulukları da hak etmiyor demektir. hatta acı duyabilmek bile mutluluk sebebidir. çünkü acı duyusu olmayanlar, bir yeri kanasa onu hissedemeyenler de vardır. Unutabilmek bile mutluluk sebebidir. Mutlu olabilmek için zengin olmayı bekleyenlerdenseniz öyle görünüyor ki daha çok bekleyeceksiniz demektir.
Her bisiklet sürücüsünün bilmesi gereken ve gideceği yere daha kısa zamanda ulaşmasını sağlayacak taktikler topluluğu. (!) tübitak tarafından onaylanmış bu bilimsel açıklamadan sonra; bisiklet sürüş hızını artırma yöntemleri olarak şunlar önerilebilir:


1. gidona biraz daha yaklaşmak ve dirsekleri büküp sıkıştırmak
2. müzik dinlemek (sizi moda sokar ama her an kendinizi yerde bulmanız da olasıdır. dikkatli olunmasında fayda vardır.)
3. bisiklete binme deneyimini başkalarıyla ortaklaşa yaşamak (O sizden hızlı gidiyorsa siz de ona yetişebilmek için otomatikmen daha fazla efor sarf edeceksinizdir.)
4. lastikleri düzgün şişirmek
5. gereksiz fren yapmaktan kaçınmak
6. rüzgarın yönünü dikkate almak, onu arkanıza almak
7. İnterval antrenmanlarından faydalanmak
8. hepsi bir yana; boğazınıza biraz hâkim olup azıcık zayıflamak kesin çözüm olacaktır!
13 Mayıs itibariyle başlayıp 15 Mayıs tarihinde sona erecek olan 3 günlük zaman dilimi. tabii ki anlam ve önemi bundan ibaret değildir. Müslümanların iki bayramından biri olan Ramazan bayramı oruç tutanlar için bir sevinç vesilesidir. oruç falan bilmemesine rağmen iftar sofrasına herkesten önce oturanlar, bayram gelince de herkesten önce bayram yaparak pişkinliklerini sergilemeye devam ederler. Müslümanlar Ramazan bayramında birbiriyle tebrikleşir, bayram namazı kılar, fitresini vermeyen fitre verir. Ayrıca Ramazan bayramında erken kalkıp gusül abdesti almak, tatlı bir şeyler (örneğin hurma) yemek tavsiye edilmiştir. Hurmayı da 1, 3, 5, 7 gibi tek sayılarda yemek dînen müstehaptır, iyi olur. Bayramda bayram edemeyenler hatırlanmalı; fakirler, kimsesizler, öksüz ve yetimler, şehit yakınları da unutulmamalıdır.
kendi sağlığını düşünmediği gibi başkalarını da umursamayan kişilerin fütursuzca ve hunharca (!)gerçekleştirdikleri duyarsız eylem. maskesini çenesinin altına indirdiği halde maske takma görevini başarıyla yerine getirdiğini zanneden gürûh da aynı yolun yolcusudur. maskesini koluna takan veya cebinde taşıyanlar da bu kategoriye dâhildir. onlar maskeyi 'muska' gibi algılamış olsa gerektir ki; maskeyi yanında taşımanın kendilerini korumak için kâfi geleceğine inanmaktadırlar. (!) maskesiz sokağa çıkma cesaretini (!) göstererek virüsün gelmişine geçmişine meydan okuyan koca yürekli insanlar 'ben ölmeyi göze aldım, yanımda kimleri götüreceğimi düşünüyorum' sözünü hayat prensibi hâline getirmişlerdir. insanlar bir güneş kremi yüksek koruma faktörlü (!) maskelerini takmalıdır. cerrahi maskeler takılmalı, sahte maskeler çıkarılmalıdır. herkes olduğu gibi görünmeli, maskeli balodaymış gibi farklı yüzlerle dolaşmamalıdır. işte hem sağlık hem ahlâk dersi böyel verilir!
Sizi, aldatan kişinin seviyesine düşürecek eylem. Hırsızın malını çalmakla aynı şeydir. aldatılan bir insanın yapması gereken karşı tarafı aldatmak değil medeni bir şekilde yollarını ayırmaktır. Yoksa onu aldatması ondan intikam alması değil, kendini daha da düşürmesi anlamına gelecektir. Zaten aldatılan kişide öyle bir kaygı olmadığı için 'ya o da beni aldatmış mı, aldatmamış mı?' diye hiç umursamayacaktır. Eğer umursuyorsa zaten ele verir talkımı, kendi yutar salkımı olur. Aldatan bir insan, o aldattığı kişi tarafından aldatıldığında hesap sormaya hakkı yoktur. Ama insan kendisine olan saygıdan ötürü bu aşağılık mahlukla kendini ortak duruma sokmamalıdır.
Ankara'nın en gözde mekanlarından. (bkz:çankaya) ilçesinin Ayrancı bölgesinde bulunmakta olup, doğal güzellikleriyle insanın içini açmaktadır. Ne zaman kalabalıklardan ve stresten uzaklaşmak isteseler Ankaralıların büyük bir kısmı, soluğu burada alır.
Vurup kırmayı kendine düstur edinmiş olan ve medenice konuşmak yerine kaba kuvvet kullanarak düşüncelerini dile getiren insan türü. Düğünlerde havaya sıkan magandalardan tutun da, (bkz:klavye teröristi) olan magandalara kadar pek çok maganda grubu vardır.
kendilerine laf anlatmanın asla mümkün olmadığı insan topluluğudur. onlar siyasetten tıbba her konuda bilgi sahibidirler. en çok ahkâm kesmekten zevk aldıkları şey ise din konusudur. onlar kâh bir hoca olurlar; kâh doktor kesilirler. cehâlette yüksek doktora yapmış olan bu insanların her şey hakkında bir fikri vardır. hele bir olay olunca 'ben dediydim, ben şöyle şöyle dememiş miydim?' ve benzeri söylemleri yok mu; insanın sinir katsayılarını tavan yaptırır. onlardan uzak durmak ruh sağlığınızı korumanız için şarttır. yoksa yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder hakikati sizin üzerinizde tahakkuk edebilir ve onlar her şeyi batırdıktan sonra kenara çekililirler. 'ben dememiş miydim?' diyen insanlar bir anda; 'ben ne dedim kiii?' demeye başlarlar.
Lasözlük yazarlarının sırlarını paylaştığı alan. (bkz:terkedilmek) gibi bir olay yaşadın ve kimseye söyleyemiyor, mutlu rolleri mi yapıyorsun? Burada bizimle dertleşebilirsin mesela, lasözlük itiraf bunun için var.
kendi kendisine teşhis koyup ondan sonra da 'yaa ben kesin gidiciyim' moduna girme hâli. hastalık hhastaları çok evhamlı, pinpirikli kişilerdir. doktor onlara 'bir şeyin yok' dediğinde sevinmeleri gerekirken üzülürler, çünkü onlar hastadır ama kimse onları anlamıyordur! (!) bazılarının tahtaları öyle eksiktir ki başına ağrı girse acaba tümör mü diye düşünür. onların en yakın dostu Google amcadır. En ufak bir semptomu Google'da arayarak felâket senaryoları okumak, Kadınlar kulübü, kızlar soruyor falan takılıp, kendilerinden daha kötü durumda olanların yorumlarıyla rahatlamak onlar için vazgeçilmez bir hobidir. Ama hastalık hastaları ne zaman hastaneden içeri girseler, bir anda iyileşiverirler. Prospektüs okumayı pek severler, endikasyonlar mendikasyonlar onların uzmanlık alanıdır. İlaç kullanmaktan da fena tırsarlar.
Emrah Serbes'in romanından uyarlanan bir Ankara Polisiyesi'dir. 19 Eylül 2010 günü yayınlanmaya başlanmış olup 4 sezon (105 bölüm) sürmüştür. Başrolünde Erdal Beşikçioğlu vardır. 1. sezonun ardından Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm filmi çekilmiştir. Bu yüzden 2. sezonu biraz gecikmiştir. 3. sezonun ardından Behzat Ç Ankara Yanıyor filmi vizyona girmiştir. Cinayet büro görevlisi bir polis memurunun ekibindeki diğer polisler ile cinayetleri çözme ve failleri açığa çıkarma mücadelesini işlemektedir.
Ünlü bir yaşlı şarkıcı. Hakkında, öldüğüne dair asılsız haberler çıktı. Oğlu Theo konuyla ilgili açıklamada bulunarak söz konusu haberlerin yalan olduğunu ifade etti.
Özellikle kış mevsiminde bir başka olan mekan. Kar yağışı bir caddeye bu kadar mı yakışır? Hele Kuğulu'daki o sevimli kuğulara simit vermenin huzuru anlatılamaz. Anılarım depreşti yine la sözlük...
Ankara sınırları içerisinde bulunan bir göl. Gölün arazisi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nin olup, balık avlama, su sporları ve piknik gibi aktivitelerin gerçekleştirildiği bir yerdir. (bkz:gölbaşı) ilçesindedir.
erkeklerin her yaptığında bir hikmet olduğunu (!) düşünen kişilerin telafuz ettiği söz. kötü kaynanalar tarafından adamı gaza getirmek veya aldatılmış yahut acımasızca dövülmüş bir kadının baba evine sığınması neticesinde bağnaz ailesinin güya ara bulmak, onları barıştırmak için kızına verdiği öğüt. (!)
en az 5-10 senedir çıkan sevgililerin hâlâ neden evlenememiş olduklarına dair, kendilerince benimsedikleri ve birbirlerini avutmak amacıyla kullandığı iki kelime. 'evlilik ne zaman?' diye soranlara karşı cevap olarak hazırladıkları bu cümleye kendileri bile inanmazlar. çünkü ciddi düşünseydik bu zamana kadar aksiyona geçerdik diye için için düşünürler de kendilerine itiraf edemezler. nedense o ciddi düşünceler asla ciddiye binmezler. ciddiyetsiz bir şekilde takılan bu insanların amacı evlenmek değildir. tamam; birbirini tanımadan yıldırım hızıyla evlenmek de olmaz ama bu sevgililik mevzusunu ayvalık tostunun içindeki kaşar gibi uzatmaya da gerek yoktur. siz bunun ne kadar iğrenç bir espri olduğunu bırakın, uzatmaları oynadığınızı kabul edin, sizin için daha mantıklıdır!
ankara denilince ilk akla gelen şeylerden biri. kısaca AST olarak bilinir. Ankara'nın bu denli köklü tek özel tiyatrosu olma ünvanına sahiptir. Her ne kadar tiyatroya artık çok ilgi gösterilmese de Ankara tiyatrosu önemini korumaktadır.
Türkiye'nin konuştuğu konulardan. Fakat adam bunu hiç dert etmiyora benziyor. Üzücü bir durum olabilir ancak kendisini maddi açıdan etkilemeyeceği ve ivedi bir şekilde yenisini alması mümkün olduğu için bu durumu fırsata çevirmiş ve hemen bir video çekerek yine milyonlarca izlenmeye ulaşmıştır.
2021'de üretime gireceği ve 2022'de trafiğe çıkacağı bildirilen elektrikli yerli araç. TOGG (Türkiye'nin otomobili girişim grubu) tarafından yürütülen bir proje olup Türk halkının takdirlerini kazanmaktadır.